Bilgi Nedir?

Sizler için Bilgi Nedir? sorusu hakkında bilgi edinmeye çalışıyordum. Çokta güzel bilgiler edindim ve sadece internetten değil.

Çağımızda bilginin kıymeti güç ve para ile ölçülüyor. Herkes para kazandıran bilginin peşinde koşuyor. İnsanlar, öyle bir bilgi yoksa onu kendisi icat ediyor. Özellikle teknolojik yenilikler, sağlık ve savunma alanındaki yeni bilgiler bulana muazzam bir gücü de beraberinde getiriyor. Bilgi, artık bazıları için bir koz!

Bilmek, insanın kendisini bilmesiyle başlar. Kendini bilmeyen, her bilgiye kördür. Ne güzel söylemiş sevgili Yunus: “İlim, ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır.” Eğer bilgi hikmetle buluşmazsa insan, içinde bulunduğu kuyudan çıkamaz. Çünkü hikmetin anahtarı bilgidir; bilginin anahtarı ise ahlaktır.

Bilgi, tecrübe ile yoğrulduğunda faydalı bir ilimdir. İnsana nice güzellikler getirir. Hiç düşündünüz mü? Asırlardır pek çok mütefekkir neden hala anılmaya devam ediyor? Bilginin hikmete açılan kapısından girdikleri için. Peki o kapıdan bizde geçebilir miyiz? İsterseniz cevabı adına kürsüler kurulan büyük alim İmam Gazali de arayalım.

Gazali, bilgiye giden yolun önündeki taşları “Bilmiyorum!” diyerek kaldırdığını ifade eder. Mesela, bir konu kendisine ikinci kez anlatıldığında ilk kez duyuyormuş gibi davranırdı. Çünkü bu yeniden duyuşu öğrenmesi gereken, fark etmesi icap eden bir bilgi olarak görürdü. Onu büyük bir bilgin yapan da sanırım bu inceliktir.

en-degerli-bilgi-nedir
En Değerli Bilgi Nedir

Bilgi, bilmediğini bilmektir. Bilgi, sormaktır. Bilgi, insanı terbiye eder; etmiyorsa zararlı hale gelir. Bilgi hiç zarar verir mi, diyorsunuz değil mi? Verir efendim, verir. Çünkü bilgi önünde durulamayan bir güçtür. İlerleyen teknolojiyle dünyanın ürettiği pek çok bilgi ahlaksız, hikmetsiz, marifetsiz kaldı. Bugün silah olarak kullanılan ve milyonlarca insanın ölümüne neden olan icatlar büyük pişmanlıklar oluşturmuştur.

Bilginin ölçüsü odur ki hakikate yaklaştırır. Akıl, kalp ve duyular bilginin en önemli duraklarıdır. Akla nakşolan her şey bilgidir. Elbette duyular ve akıl, sınırlı bir güce sahiptir. O yüzden de insanın her şeyi bilmesi, öğrenmesi imkansızdır. Fıtratı gereği insan, sadece maddi şeyleri -gözle görünür olanı- somut olanı ölçü almaya meyil eder. Halbuki bilgi sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyen ise denizlere dalan bir dalgıçtır, der sevgili Mevlana.

Dünyamızda bilgi teknolojileri çok hızlı bir şekilde ilerledi. Toplumların kaderini ve tek tek tüm insanların hayatını değiştirdi. 1900’lerin sonundan itibaren bilgi, mobil cihazlara ulaşarak artık avucumuzun içindeki yerini aldı. Geçmişin bilgi kaynakları olan kitaplar ve kütüphaneler bile bu mobil cihazlara hapsoldu.

Bir filozofun tabiri ile “Sürahi eğilir; bardak değil. Derin olan, dolu olan, usta olan boyun büker; çırak değil.” İlmin zekatı vardır. Bunu bilen İslam bilginleri paylaşmakta cömerttiler ve bildiklerini dünyaya açtılar. Oysa skolastik çağın dibindeki batı, bilgiyi önce bizden aldı. Sonra zimmetine geçirdi ve sonrada onu para ve güce endeksleyerek adeta bilginin ruhunu değiştirdi.

Okumak ve yazmak bilginin vazgeçilmezleridir. Kitabı, insanı, kainatı hakiki manada okuyabilmek ise bambaşka bir erdemdir. İnsanı her daim diri tutan, bilgi ile barışık kılan, hikmet kapısında bekleten şu ayeti akıldan çıkarmamalı: “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?”

Bilgi Nedir? adlı yazımızın sonuna geldik. Bir sonraki yazıya kadar esenle kalın.

Admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa Dön