İnsanın Anlam Arayışı

Bir çok kişi zengin olmak ve daha iyi standartlarda yaşamak denildiğinde bunun mutlu olmak anlamına geldiğini düşünüyor. Aksine para ile saadet olmaz. Türkiye’de bu söylediklerinin uygulanması imkansız, burası Türkiye, burada o şekilde mutlu olamazsın diye düşünürseniz yararlı kitaplardan hiç bir şey öğrenemez, benzer videolar ya da benzer kitaplar okumanız sizin için sadece zaman kaybı olacaktır. O yüzden bu kez Viktor Frankl‘ın yazdığı “İnsanın Anlam Arayışı” kitabından öğrendiklerimi sizinle paylaşacağım.

Başlayalım.

Yazar Viktor, ölüm kampı denilen Auschwitz nazi toplama kampında 3 sene tutsak hayatı yaşamış. Bu kamptaki esirlere aklınıza gelebilecek her türlü zulüm yapılırmış ve o yüzden neredeyse her gün bir tutsak işkencelere dayanamayıp kendi canına kıyarmış. Viktor’un annesi, babası, eşi ve kardeşi de öbür nazi kamplarında tutsakmış. Hepsi o kamplarda ölmüş. Viktor onların öldüğünü çok çok sonraları öğrenmiş. Viktor ve onun gibi çok az kişi hayata sımsıkı tutunarak yapılan zulümlere sonuna kadar dayanmış ve bu zulümlerde bile bir anlam bulmaya çalışmış. Bu durum onların hayata olan bağlarını daha da kuvvetlendirmiş.

Kitaptan öğreneceğimiz en önemli ders şudur: Yaşadığımız felaketlere veya karşılaştığımız sorunlara olan tepkimiz sadece bizim bakış açımıza bağlı. Size bir hayat hikayesinden örnek vereceğim. Lise son sınıfta olan ve üniversite sınavına çalışan bir çocuk düşünün. Tüm günleri okul ve dershane arasında mekik dokumakla geçiyor. Sevilmeyen üniversite sınavına hazırlık dönemini tüm sıkıntılarıyla yaşıyor. Annesi beyin kanseriydi. Durumu ağır olmasına rağmen hastahane de yanlış teşhis sonucu sinir hastalığı tanısı konulmuştu. Annenin durumu o kadar ağırlaşmıştı ki ayakta duramıyor, çocuğa yada çocuğun kardeşine yaslanarak yürüyebiliyordu.

Çocuk ve kardeşi annelerinin her an gözleri önünde ölebileceğini düşünüyordu. Fakat kimse annenin beynindeki tümörün büyüklüğünden haberdar değildi. Çocuk annesi görmesin diye her gün gizli gizli banyoda ağlar ve bunu anneye hissettirmemeye çalışırdı. Böyle bir durumda ne eğitim ne de üniversite umurunda değildi. Yaşadığı stresten dolayı ders çalışmaya bir süre ara verdi. Bunun sebebi de annesinin başarısını göremeyeceğini düşünmesiydi. Bir gece yine düşüncelerle boğuşurken ses duyuyor ve yatağından kalkıyor. Annesi kimseyi rahatsız etmemek için su içmeye kendisi gitmiş ve düşmüş. Çocuk annesinin o halini görünce ağlamaya başlamış ve annesini yatağına götürmüş. O gün annesinin yüz ifadesini görünce de annesinin moralini yüksek tutması gerektiğini anlamış. O geceden sonra annesinin ameliyat olacağı güne kadar her gece sabaha kadar ders çalışmış. Sadece öğlenleri uyuyormuş. Dayanağı da annesinin hastalıkla olan mücadele ruhunu görmesiydi.

Hayat annesinin gece kalkıp bir şeyler isterse diye düşünmesini sağlayarak onu her gece uyumamaya ve sabaha kadar ders çalışmaya yönlendirdi. Olayın sonunda annenin tümörü anlaşıldı ve ağır bir ameliyata girdi. Doktorlar ameliyatın başarı oranının çok düşük olduğunu ve her şeye hazırlıklı olmalarını söylemiş. Çocuk sınava annesi için çalışıp girdi ve çok iyi bir puan aldı. Annesi ameliyat sonrası yoğun bakımda haftalar geçirdikten sonra iyileşti.

insanin-anlam-arayisi-ne-anlatiyor

Bu hikayeyi anlatmaktaki amacım, kitabın ana fikri “her şeyde farklı bir anlam bulmaya çalışmanın ne kadar önemli olduğu.” Unutmayın ki hayatta insanı çaresiz bırakacak hiç bir sorun yoktur. Bize çaresizlik hissi veren de güç veren de etrafımızda olup bitenler değil, kafamızın içindekiler. Yani olaylara bakış açımız. Mutluluğu dışarıda değil içinizde arayın. Bunu bildikten sonra şimdiki durumumuzla ve sonu gelmeyen sorumluluklarınız ile bile mutlu olabilirsiniz.

İnsanın anlam arayışı isimli yazımızın sonuna geldik. Bir sonraki yazıya kadar esenle kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir