Neden Aşık Olamıyorum?

Arkadaşlarınızla sohbet ederken üzerine en çok konuştuğunuz konu sizce ne? İzlediğiniz filmlerin, dizilerin içinde olmazsa olmaz kare sizce nedir? Tabi ki AŞK! Ya da aşk gibi görünen duygular. Neden Aşık Olamıyorum? başlığı altında bu düşünceyi irdeleyeceğiz.

Aşk, kelime anlamı olarak aşırı sevgi ve bağlılık duygusu demektir. Günümüzde ne aşksız yapabiliyoruz ne de aşkı bulduğumuzda onu koruyabiliyoruz. Bir çoğumuzun hayattan en büyük beklentisi hayatımızı baştan aşağı değiştirecek, bizi çok mutlu edecek gerçek bir aşkı tatmak.

Aslında bu beklentinin anlamı şu: Bu dönemde aşık olunacak insan nerede? Eğer varsa beni bulsun! En çok beni sevsin! Benim ihtiyaçlarımı karşılasın! Beni çok mutlu etsin!

Hayatta yaptığımız en kritik hatalardan biri mutluluğun tek formülünün aşkı bulmak olduğunu düşünmemiz. Bu aşk arayışı, birçok zaman kendimizden kaçışın kestirme ve doyurulamayan bir yolu gibidir. Çünkü acıların ve korkuların dinmesi için içimize dönmek yerine, sevgiliye bu sorumluluğu yıkmaya çalışırız.

Kaygı ve korkularımızı yenmek için durumla yüzleşmek yerine, kaygımızın üstünü örtecek bir ilişki bulmak her zaman daha kolay olmuştur. Ancak bu kimi zaman bir sevgilinin taşıyabileceğinden fazla bir yük olabilir. Sonrasında müthiş başlayıp karabasana dönüşen ilişkiler içinde buluruz kendimizi.

Bunlara ilaveten sosyal medya ve aşk ilişkisi de bir diğer karmaşık konu. Bunun gibi bir çok örnekle aşk kavramı etrafımızı sarmış durumda.

Peki bu haldeyken aşk ile ilgili yaptığımız en temel hatalar neler?

İnsan Neden Aşık Olur

Mükemmel İnsanı Bulma Düşüncesi

Çocukluğumuzdan günümüze kadar inşa edilen bir rüya bu. Romanlar, öyküler, filmler bizlere hep oralarda bir yerde bizi romantik bir prensin ya da prensesin beklediğini gösterdi. O kişi karşımıza çıktığı gün bizi çok sevip destek ve duyarlılığa boğacak beklentisi içine soktu. Lakin hiç bir öykü bize prens ve prensesin buluşmasından bir ay sonra, cicim ayları bitiminde yaşayacakları tartışmalardan, anlaşmazlıklardan ve sonrasındaki uzlaşma şekillerinden hiç bahsetmediler.

Her şey daha tazeyken, hormonlarında etkisi ile karşımızdaki kişiyi göklere çıkarıp romantik bir rüyanın içinde buluyoruz kendimizi. Bu, çok normal. Her şey normale dönmeye başladığında ise çatışmalar ve tartışmalar belirmeye başlıyor. Bu kişi de doğru kişi değilmiş, deyip yeni bir prens ya da prenses arayışı içine giriyoruz. Sonrasında bir ümit ile bitmek bilmeyen arayış başlıyor. Çünkü aynı düşünce sistemi çatışma çıktıysa orayı terk et, demek ki uygun değilsiniz, şeklinde de konuşuyor.

Kimseye İhtiyacım Yok Düşüncesi

Bu durum en az mükemmel bir insan bulma hayali kadar bizi korkularımızdan izole eder. İç ses genellikle şunları söyler: Senin kimseye ihtiyacın yok! Hayatta yalnızsın, bunu kabullen. Seni sevip anlayacak biri zaten daha dünyaya bile gelmedi, gibi.

Genellikle güçlü bir kişilik imajının, oldukça bol aktivitenin, önemli işlerin, başarıların arkasına gizlenerek kontrolü kaybetmekten ve kırılmaktan korunduğumuzu sanırız. Sonrasında kimseye ihtiyacım yok duruşunu başka bağımlılıklara yönlendiririz. İş koliklik, alkolizm, seks, uyuşturucu gibi. Dolayısıyla kırılganlığı hissedemeyince aşka da sahip olamayız.

Hep Sen Hatalısın Düşüncesi

Bu tip bir yanılgı da suçu her zaman ya başka birine ya da duruma atarız. Acı çekmek yerine suçlamak, çok daha kolay gelir. Böylece kendimize dönüp değerlendirmemize gerek kalmaz. Kendimizden kaynaklanan bir durum olduğu aklımıza bile gelmez. Sorumluluğumuzu kabul etmekte zorlanırız. Bu davranışın kökleri çocukluk yıllarına kadar gidebilir. Dolayısıyla aşmak için fazlasıyla çaba sarf etmek gerekir.

Neden Aşık Olamıyorum? adlı yazımızın güncel erkek blog sitesierkek sohbeti .com’daki zamanının sonuna geldik. Bir sonraki yazıya kadar esenle kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir